I. AMAÇ ve KAPSAM

             T.C Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri genel Müdürlüğü’nün “Türkiye Kayıt Sisteminin Genişletilmesi ve Yoğun Mahalli Ağların Kurulması” Projesi kapsamında Hatay İlinin çeşitli ilçe ve köylerinde, kurumun kontrollüğü’ nde deprem ivme kaydedici cihazlarının yerleştirileceği lokasyonlarda Jeoloji – Jeotektonik araştırma yapılmıştır.Bu kapsamda güzergah üzerinde cihazların yerleştirilmesinin planlandığı kesimlerin Jeolojisinin tanıtılması, zemin kesitinin belirlenmesi, mühendislik özellikleri ve parametrelerini, yeraltısuyu durumunun belirlenmesi amaçlanmıştır.

             Çalışmalarda M.T.A. 1/100.000 ve 1/500.000 ölçekli jeoloji haritaları kullanılmıştır.Öncelikle bölgenin genel jeolojisi litaratür bazında değerlendirilmiş, lokal olarak da istasyon yerleri anlatılmıştır.

II. İNCELEME ALANININ TANITIMI ve ÇALIŞMA METODLARI

             İnceleme alanı, Hatay, K.Maraş, G.Antep ve Osmaniye İllerinin değişik ilçe ve köylerini kapsamaktadır (şekil 1).Kurulması düşünülen istasyonların yerleri:

            MAT01 - Hatay Samandağ İlçesi- Meteroloji Müdürlüğü Bahçesi.

MAT02 - Hatay Altınözü İlçesi - Tarım Müdürlüğü Bahçesi.

MAT03 - Hatay Merkez İlçesi - Köy Hizmetleri Sosyal Tesisleri Bahçesi.

MAT04 - Hatay Serinyol İlçesi - Orman Fidanlık Müdürlüğü Bahçesi.

MAT05 - Hatay Kırıkhan İlçesi - 75.yıl Ana Okulu Bahçesi.

MAT06 - Hatay İskenderun İlçesi - Meyvecilik Üretme İstasyon Müdürlüğü Bahçesi.

MAT07 - Hatay Kırıkhan İlçesi - Güzelce Köyü Sağlıkevi Bahçesi.

MAT08 - Hatay Hassa İlçesi - Aktepe Sağlık Ocağı Bahçesi.

MAT09 - Hatay Hassa İlçesi - Merkez Sağlık Ocağı Bahçesi.

MAT10 - Kahramanmaraş Merkez  - Meteroloji Müdürlüğü Bahçesi.

MAT11 - Kahramanmaraş Pazarcık İlçesi - 1 Nolu Sağlık Ocağı Bahçesi.

MAT12 - Kahramanmaraş Merkez - DSI XX.Bölge Müdürlüğü Bahçesi.

MAT13 - K.Maraş Türkoğlu İlçesi-Fiz.Ted.ve Rehabilitasyon Merkezi Bahçesi.

MAT14 - Kahramanmaraş Narlı İlçesi - Çukobirlik İşletme Bahçesi.

MAT15 - Gaziantep İslahiye İlçesi- Meteroloji Müdürlüğü Bahçesi.

MAT16 - Gaziantep Nurdağı İlçesi- Sağlık Merkezi Bahçesi.

MAT17 - Osmaniye Merkez İlçesi- DSİ Başmühendisliği Bahçesi.

MAT18 - Osmaniye Bahçe İlçesi- Çok Programlı Lise Bahçesi.

 

III. COĞRAFİ KONUM ve MORFOLOJİ

             Hatay Samandağ -  Meteroloji Müdürlüğü Bahçesi

             Samandağ ilçesinde, Samandağ ile Akdeniz sahili arasında yol üzerinde yer almaktadır.Akdeniz sahiline uzaklığı 400 m. Civarındadır.Kot değeri yaklaşık 5-10 m. arasında olup, topografyası oldukça düzgün, eğim açısı %10’ dan azdır.

              Hatay Altınözü – Altınözü İlçe Tarım Müdürlüğü Bahçesi

             Antakya – Altınözü Karayolu üzerinde olup, merkez Antakya’ ya yaklaşık 25 km uzaklıkta Altınözü ilçe merkezindedir.Yaklaşık kot değeri 300 m civarındadır.Bu alana yakın yükseltiler Ziyaretinbaş tepesi ile Su üstü tepesidir.Topografyası düzgün olup, eğim açısı %10’ dan azdır.

             Hatay Merkez – Köy Hizmetleri Sosyal Tesisleri Bahçesi

             Antakya – İskenderun karayolu ( E5 ) üzerinde Antakya ilçe merkezindedir.Yaklaşık kot değeri 90 m civarında olup, düz bir topografyada yer almaktadır.Eğim açısı %10’ dan azdır.

             Hatay Serinyol – Orman Fidanlık Müdürlüğü Bahçesi

             Antakya – İskenderun karayolu üzerinde Antakya’ ya yaklaşık 20 km uzaklıktadır.İnceleme alanı yaklaşık 130 m kot değerinde olup, düz bir topografyaya sahiptir. Eğim açısı %10’ dan azdır.

             Hatay Kırıkhan – 75.Yıl Ana Okulu Bahçesi

             Alüvyonal bir sahada, düz bir topografyada yer almakta olup, Kırıkhan yerleşim merkezi içindedir.Yaklaşık kot değeri 280 m civarındadır.

             Hatay İskenderun – Meyvecilik Üretme İstasyon Müdürlüğü

             Alüvyonal bir sahada, düz bir topografyada yer almakta olup, İskenderun yerleşim merkezi içindedir.Yaklaşık kot değeri 15 metredir.

             Hatay Kırıkhan – Güzelce Köyü Sağlıkevi Bahçesi

             Kırıkhan – Hassa ilçeleri karayolu üzerinde yer alan Güzelce kçyü içinde yer almaktadır.Amik ovası içinde yer alan inceleme alanı oldukça düz bir topografyada alüvyonal sahada yer alıp yaklaşık kot değeri 110 metredir.

             Hatay Hassa – Aktepe Sağlık Ocağı Bahçesi

             Kırıkhan – İslahiye Karayolu üzerinde bulunan Aktepe İlçesi sınırlarında bulunmaktadır.saha 110  kot değerinde olup, eğimli bir topografyada olmasına rağmen eğim açısı %10’ dan azdır.

             Hatay Hassa – Merkez Sağlık Ocağı Bahçesi

             Kırıkhan – İslahiye Karayolu üzerinde yer alan Hassa ilçesi merkezinde yer almaktadır.Düz bir topografyada yer alan inceleme alanının ortalama kot değeri 110 metredir.

             Kahramanmaraş Merkez – Meteroloji Müdürlüğü Bahçesi

             K.Maraş İli sınırları içerisinde olup, K.Maraş Belediyesi’ ne 1 km uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır.Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

             Kahramanmaraş Merkez – DSİ XX. Bölge Müdürlüğü Bahçesi

             K.Maraş İli sınırları içerisinde olup, K.Maraş Belediyesi’ ne 8 km uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır.Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

             Kahramanmaraş Narlı – Çukobirlik İşletme Bahçesi

             K.Maraş İli Pazarcık İlçesi Narlı Beldesi sınırları içerisinde olup, Narlı Belde Belediyesi’ ne 400 – 450 m uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

             Kahramanmaraş Pazarcık – 1 Nolu sağlık Ocağı Bahçesi

             K.Maraş İli Pazarcık İlçesi sınırları içerisinde olup, Pazarcık İlçe Belediyesi’ ne 1100 – 1200 m uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

             Kahramanmaraş Türkoğlu – Fiz.Ted. ve Rehabilitasyon Merkezi Bahçesi

             K.Maraş İli Türkoğlu İlçesi sınırları içerisinde olup, Türkoğlu İlçe Belediyesi’ ne 1500 – 1600 m uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır.Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

             Gaziantep Nurdağı – Merkez Sağlık Ocağı Bahçesi

             G.Antep İli Nurdağı İlçesi sınırları içerisinde olup, Nurdağı İlçe Belediyesi’ ne 400 – 450 m uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

             Gaziantep İslahiye – Meteroloji Müdürlüğü Bahçesi

             G.Antep İli İslahiye İlçesi sınırları içerisinde olup, İslahiye İlçe Belediyesi’ ne 900 – 950 m uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

             Osmaniye Bahçe – Çok Programlı Lise Bahçesi

             Osmaniye İli sınırları içerisinde olup, Osmaniye Belediyesi’ ne 1500 – 1700 m uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

             Osmaniye Merkez – DSİ Başmühendisliği Bahçesi

             Osmaniye İli sınırları içerisinde olup, Osmaniye Belediyesi’ ne 1500 – 1700 m uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla sağlanmaktadır. Topografyası oldukça düzgün olup, eğim açısı % 10’ dan azdır.

 

  IV – JEOLOJİ

 IV.1. Genel Jeoloji

             Hatay İlinin Jeolojisi

            Amik ovasının ve çevresinin taban kayaçlarını pleozoik yaşlı kalker, kuvarsit ve şistler oluşturur.Mesozoik zamanı Jura ve Kratese kalkeri ile Konglemeraları oluşturmakta;Triyas ise bir zaman boşluğuna rastlamaktadır.Üst Kratesede tahmini bir regrasyonla beraber Serpantinler oluşmuştur.Paleosen yine bir zaman boşluğu ile geçerken, Eosen derin denizinden sonra Miyosen sığ deniz ve göl ortamı gelişmiş Pliyosen sonuna kadar devam etmiştir.

             Havza Kratese ve Eosen sonu faylanmaları ile tedrici çökmüş ve Miopliyosen malzemesi ile dolmuştur.

             Kratese; Bölgede kratese kalker konglemeralarla temsil edilir.Özellikle Antakya’ nın güney batısında şerit halinde olup genellikle faylarla kesilmişlerdir.Fay yüzeylerinde breşler vardır.

             Eosen; Kalkerlerden oluşur genellikle Amik ovasının batı, güney ve doğu kesimlerinde rastlanır.Değişik görünüş ve yapıya sahiptir.Genellikle beyaz ve sarımsı renklerdedir.Yumuşaktan serte kadardeğişen yer yer tabakalı bir görünüm arz ederler.İskenderun – Kırıkhan yol ayrımında bazen konglomera görünüşü gösterirler.

             Miyosen; Genelde Miosen formasyonları Kalker, Marn,  Konglomera ve grelerden oluşurlar.Klakerler genellikle açık kahverengi, beyaz, sarımsı, gri, bol tebeşirlidir.Marnlar; grimsi, siyah, mavi renkli olabilirler.Bazen kumtaşlarıyla münavebeli olarak görünürler.Marnlara ova güneyinde ve doğusunda rastlamak mümkündür.Özellikle Antakya – İskenderun asfaltı güneybatısında ve Hıdırbey nahiyesinde grelerin altında görünmektedir.

             Konglomeralar; Genellikle gevşek çimentolu, yer yer sertleşmiş durumdadır.Hıdırbey nahiyesinin güneybatısında gevşek kil çimentolu, kalker ve serpantin çakılları içeren konglemeralar marnlarla ardışıklı olarak bulunur.

             Greler; Genellikle marnlarla ardışıklı olup geniş sahaları örterler.Özellikle Antakya doğusunda yükseltilerin nehre doğru olan eteklerini kaplamışlardır.Genellikle gevşek kil çimentolu ince dokuludur.

             Pliyosen; Ovada kumtaşı, kiltaşı ve kik ile karakterize edilmişlerdir.Daha çok ovanın güneyindeki yükseltilerin eteklerini kaplarlar.Kumtaşları ve killer genellikle münavebeli olarak görünürler.Yeşilimsi, mavimsi ve gri renklerde olup bazı yerlerde oldukça serttir.Üst kısımlarında kalın killerin varlığı söz konusudur.

            Kumtaşları; Beyazımsı, kahverengimsi, sarımsı renklerdedir.Özellikle zayıf kalker çimentolu olup iç kısımlara doğru sertleşir.Elemanları kuvars ve yeşil kayaç kumlarıdır.Antakya – Samandağ arasında yine Asi nehri kenarlarında yer yer büyük mostralar halinde, Hıdırbey yerleşimi çevresinde görülürler.

             Kuaterner; Bölgedeki düzlükleri tamamen kaplar.Genel karakteriyle çakıl, kil, kum ve bunların karışımından ibarettir.İri malzemeler daha çok ovanın kuzey batısında yamaç molozu şeklindedir.Ova ortalarına gidildikçe malzeme incelir.Bunlar erezyon ürünü olduğu gibi sel karakterli akarsuların taşıdığı tortullardır.

             Kahramanmaraş İlinin Jeolojisi

             Kahramanmaraş İli çevresinde yüzüyleyen birimler yaşlıdan gence doğru; Palezoyik yaşlı çeşitli şistler ve mermerlerden oluşan Malatya – Keban metamorfitleri, Triyas – Alt Kretase yaşlı şist mermer ve kristalize kireçtaşlarından oluşan Binboğa metamorfitleri, Üst Jura – Alt Kretase yaşlı ofiyolitik kayaçlardan (dünit, harzburjit, serpantin, gabro, diyabaz, çamurtaşı, ve pelajik kireçraşları) oluşan Koçali Karmaşığı, düzenli ofiyolitik istif özelliği sunan Üst Jura – Alt Kretesa yaşlı tabakalı izotrop gabro, levha dayk karmaşığı ile volkana sedimenterlerden oluşan Göksu ofiyoliti, Senomaniyen – Santoniyen yaşlı çakıltaşı, kumtaşı, Kiltaşı, marn, silisifiye kireçtaşlarından oluşan Karadut karmaşığı, alt Eosen yaşlı çakıltaşı, kumtaşı, marnlardan oluşan Gercüş formasyonu, Alt – Orta Eosen yaşlı dolomitik – çörtlü kireçtaşlarından oluşan Hoya – Kavalköy formasyonu, Orta Eosen yaşlı tebeşirli kireçtaşlarından oluşan Gaziantep formasyonu, Orta Eosen yaşlı volkano sedimenter kayaçlardan oluşan Maden karmaşığı, Üst Miyosen yaşlı çakıltaşı – kumtaşı – kiltaşı ardalanmasından oluşan Kuzgun formasyonu, Üst Miyosen – Pliyosen yaşlı olivinli plato bazaltlarından oluşan Yavuzeli bazaltları ile Üst Miyosen – Pliyosen yaşlı kaba kırıntılı gölsel kireçtaşlarından oluşan Ahmetçik yer alır.

             Gaziantep İlinin Jeolojisi

             Bölgede yüzeylenen alloktan kaya birimleri, bölgeye Maastrihtiyen’ de yerleşmiş olan ve karmaşık bir istif gösteren kaya topluluklarıyla temsil edilir.Bu birimler genellikle serpantinit, volkanik kaya, kumtaşı, silisli şeyl, killi kireçtaşı, radyolarit ve yabancı bolklardan oluşan Karadut ve Koçali karmaşıkları ile bunları tektonik olarak üzerleyen ofiyolit napından ibarettir.Otokton birimlerMaastrihtiyen – Alt  Miyosen yaşlı ve yaklaşık 1800 m kalınlıkta bir istifle temsil edilir.İstif tabanda Maastrihtiyen – Alt Paleosen yaşlı, çakıltaşı kumtaşı ve kumlu kireçtaşından oluşan Besni formasyonu ile başlar.Bu birim uyumlu olarak kumtaşı ve killi kireçtaşı ara katkılı marndan oluşan  Germav formasyonu tarafından izlenir.Orta paleosen – Alt Eosen yaşlı yanal ve düşey geçişli iki birim, çakıllı kireçtaşı ve marn ardalanmasından ibaret Beşenli formasyonu yerel bir uyumsuzlukla önceki birimleri üzerler.Alttan üste doğru; Alt Eosen yaşlı, çakıltaşı, kumtaşı ve çakıllı marn – kireçtaşından oluşan Gercüş formasyonu; Eosen yaşlı, killi çakıllı marn ve çakıllı kireçtaşından oluşan Ardıçlı tepe formasyonu ve dolomitik – çörtlü kireçtaşından  oluşan Hoya formasyonu; Üst Eosen – Oligosen yaşlı, kireçtaşı ve tebeşirli kireçtaşından oluşan Gaziantep formasyonu yerel bir uyumsuzlukla önceki birimleri izler, Orta – Üst Miyosen akarsu – göl çökellerinden oluşan selmo Formasyonu, Üst Miyosen yaşlı Yavuzeli Bazaltı ve Pliyosen akarsu – göl çökellerinden oluşan Harabe formasyonu yaşlı birimler üzerinde uyumsuz olarak yer alırlar.

             Osmaniye İlinin Jeolojisi

            İnceleme alanı Toros kuşağında, Yumurtalık Fayı ile Amanos dağları arasında yer almaktadır.Bu sınırlar içerisinde kalan Osmaniye ili ve çevresinin stratigrafisi Alt Paleozoyikten başlayıp, Üst Kreatese, Eosen, Miyosen ve Pliyo – Kuvaternere kadar devam eden bir istif sunmaktadır.Doğuda Amanos dağlarından başlayarak batıya doğru Alt Paleozoyikten, Üst Kreateseye kadar devamlı sayılabilecek bir istif sunmaktadır.İnceleme alanında Üst Kreatese de ofiyolit üzerlemesi bulunmakta ve yer yerde Eosen yüzeylemeleri gözlenmektedir.Tüm bunların üzerine Helvesiyen – Tortoniyen yaşındaki sığ deniz fasiyesi özelliklerini kapsayan çökeller (Kızıldere Formasyonu) gelmektedir (Bilgin ve diğ. 1981).Bu çökeller içerisinde yer alan resifal mercekler izlenmektedir.İnceleme alanında güney batıya  doğru gidildikçe grabenleşmenin de etkisiyle bu formasyonlar üzerine Pliyo – Kuvaterner yaşlı genç çökeller gelmektedir.

 Daha öncede anlatılan değişik özellikteki iki Miyosen istifi arasında, yanal ve düşey değişimli, içerisinde çok çeşitli yaş ve litolojide bloklar yada Andırın Formasyonuna ait nap dilimlerini kapsayan Alt – Orta Miyosen yaşlı Karataş Formasyonu bulunmaktadır.Çok kıvrımlı olan bu birim diğer formasyonlardan fauna bakımından değişiklikler arz etmektedir.Misis – Andırın baseni olarak tanımlanan kaya birimleri, Kretase – Tersiyer zaman aralığında çökelmiştir.Melanj nitelikli ve volkanosedimanter fasiyes özellikleri sunar(Bilgin ve diğerleri,  1981).

 IV.2. TEKTONİK

             Hatay İli İnceleme Alanının Tektoniği

 Bölge Suriye sınırında Ölü Deniz Rifti boyunca uzanan ve 200 km uzunluğunda 25 km genişliğinde Amonos dağları tektonik oluşumu içerisinde kalmaktadır.Amonos sıradağları, Alt Paleozoyik çekirdeği kuzey kısmında yer alan KKD – GGB yönlü büyük bir antiklinal şeklindedir.Bu antiklinali oluşturan çeşitli formasyonların yönleri, genellikle KKD – GGB’ dır ve dalımları ya BKB’ ya veya daha dik olarak DGD’ ya dır.Genel olarak, kıvrım derecesi ve arızalar kuzeyden güneye doğru azalır.Önemli faylar KKD – GGB yönlüdür.Ters faylar nedeni ile, antiklinalin ekseniz az çok sigmodial bir şekle sahiptir.Üst kretase sırasında orojenik hareketlerin bir sonucu olarak, ofiyolitler platform üzerine bindirmişlerdir.

 İncelenen alan sismik kaynak açısından Doğu Anadolu Fay Zonu içerisinde yer almaktadır.Doğu Anadolu fayı, Doğu Anadolu’ da bulunan Karlıova’ dan Antakya’ ya kadar uzanmakta olan sol yönlü doğrultu atımlı aktif bir faydır.Fayın genel doğrultusu NE – SW’ dır.Fay zonu 2-3 km genişliğinde olup çok sayıda paralel ve kısmen verev, sürekli, yer yer süreksiz kesişen fay izlerinden oluşur.Fay skarpları, sıcak ve soğuk su kaynakları, çöküntü hendekleri, bataklıklar ve traverten oluşumları fay boyunca yer yer izlenmektedir.Çalışma alanında ve yakın civarda gözlenen soğuk su kaynakları  ve tarverten oluşumları Doğu Anadolu Fay Zonu içerisinde bulunan fayların etkisiyle oluşmuştur.Doğu Anadolu Fayın oluşumu Anadolu ve Arap plakalarının genç miyosende çarpışmasıyla gerçekleşmiştir.

 Bölge tektonik açıdan sık tektonizma geçirmiş olup graben ve horstlardan oluşur.Tektonik karakter paleozoikte başlamış pliyosen sonuna kadar devam etmiştir.Bölgedeki pliyosen formasyonların nispeten yatay durumu bu dönemde diğerleri kadar önemli tektonizma geçirmediğinin işeretidir.

 K.Maraş, Gaziantep ve Osmaniye İlleri İnceleme Alanının Tektonizması

             Doğu Anadolu sıkışma bölgesi, kuzeyden güneye doğru, Kuzeydoğu Anadolu fayı, Kuzey Anadolu fayının Karlıoava’ nın doğusunda yer alan sağ ve sol yönlü doğrultu atımlı fayları ile Bitlis bindirme Kuşağı olmak üzere 3 kısımda incelenmiştir.

 Doğu Anadolu fayının Karlıova ile Ermenistan arasında kalan bölümü Kuzeydoğu Anadolu fayı olarak bilinmektedir.Geniş bir kesme zonu olan Kuzeydoğu Anadolu fayı, birbirlerine paralel olarak gelişmiş KD-GB doğrultulu, sol yönlü ve ters bileşenli birçok kısa

fay segmentlerinden meydana gelir.Bu faylar, 15-20 km uzunlukta Kelkit fayı, Erzincan’ ın hemen kuzeybatısından başlayan ve kuzeydoğuya doğru 150 km devam eden Akdağ fayı, Tortum güneybatısı ile Aşkale ilçesi arasında uzanan Aşkale fayı, Çat civarından başlayan, Erzurum, Dumlu, Tortum ve Oltu boyunca uzanan Dumlu fay zonu ile Tekman ile Gaziler arasında uzanan Çobandere faylarıdır (Gülkan vd. 1993).Kuzeydoğu Anadolu fayı ile Karlıova – Muradiye arasında yer alan bölgede, KB-GD doğrultulu kısa uzunluklara sahip olan sağ yönlü doğrultu atımlı faylar yer alır.Bu bölge, 100 km uzunlukta Balıkgölü fayı, 55 km uzunlukta Çaldıran fayı, 50 km uzunluktaki Doğubeyazıt fayı, 50 km uzunluktaki Tutak fayı ve 85 km uzunlukta Karayazı fayından oluşur (Gülkan vd 1993)

 Karlıova üçlü birleşim noktasının yakınında, Kuzey Anadolu fayı ile Doğu Anadolu fayının periyodik olarak birbirlerini ötelemesi sonucu, KB-GD ve KD-GB doğrultulu kısa uzunluklarda sağ ve sol yönlü doğrultu atımlı fay takımları gelişmiştir.Karlıova birleşim noktası ile Muradiye arasında kalan bölümde, Malazgirt’ in doğusunda 20 km  uzunlukta KD-GB doğrultulu sol yönlü Süphan fayı yer almaktadır.Diğer taraftan KB-GD doğrultulu ve sağ yönlü 20 km uzunlukta Erciş fayı ile Muradiye ilçesinin hemen yakın kuzeydoğusu ile İran sınırları arasında uzanan 45 km uzunlukta Hasan-Timur gölü fayları bulunmaktadır (Gülkan vd. 1993).

 Bu bölge içerisinde incelenen en güneydeki bölgeyi Bitlis Bindirme Kuşağı meydana getirir.Bu kuşak, Arap plakası ile Avrasya plakası arasında yer alan Neotetis’ in güney kolunun Serravaliyen sonunda kapanması sonucu oluşmuştur.Bitlis – Zagros bindirme kuşağı, Kahramanmaraş ile Yüksekova arasında, güneye yönelmiş ters faylardan meydana gelir.Bu zon, 1500 km uzunlukta olup 60 km genişlikte  bir bölgeyi oluşturur (Gülkan vd. 1993).

 Doğu Anadolu sıkışma bölgesinde 1900-1995 yılları arası hasar yapıcı ve yüzey kırığı meydana getirmiş toplam 22 deprem (Ms > 5.5) olmuştur.Bunlardan 5’ i Kuzey Anadolu fayı üzerinde meydana gelirken, diğer 9 deprem, Kuzeydoğu Anadolu fayının güneyinde yer alan faylar ile Karlıova – Muradiye arasında yer alan diğer iki bölgede meydana gelmiştir.En güneyde yer alan Bitlis Bindirme kuşağı üzerinde oluşmuş tek deprem, Ms = 6.6 olan Lice depremidir.Diğer yandan Kafkaslarda yer alan bindirme fayları oldukça diri olup ve bu faylar, Doğu Anadolu fayının Ermenistan’ a doğru olan uzantıları şeklinde yorumlanmaktadır (Trifonov 1995).

 Doğu Anadolu sıkışma bölgesi üç alt bölge altında incelenebilir; Kuzey Anadolu fayının doğu uzantısı olan Varto segmenti, Doğu Anadolu fayının Ermenistan’ a doğru olan uzantısı ve Varto segmentine paralel ve aynı doğrultuya sahip Çaldıran fayı  gibi faylar ile Ana Güncel fayın Türkiye içerisine olan uzantısı.

 Varto segmentindeki depremlerin yer – zaman dağılımları, bu segmentin 1940-1970 yılları arasında sismik olarak diri olduğunu göstermektedir.Bu segmentdeki depremler özellikle 1939 Erzincan segmentinin batı ve doğu uçlarına doğru yer değiştirmesinden dolayı önemli derecede artmıştır.1975 yılından sonra bu segment üzerinde önemli sayılabilecek bir büyük deprem olmamıştır.Bu bölgede en son meydana gelen en son depremler, bu segment ile Erzincan segmenti arasında, yani Erzincan segmentinin doğu kısmında, Davarlı ile Tanyeri arasında 45 km uzunlukta bir kırık oluşturmuş 13 Mart 1992 Erzincan (Ms = 6.8) ile 15 Mart 1992 (Ms = 6,1) Pülümür depremleridir (Demirtaş ve Yılmaz, 1992; Demirtaş vd., 1994).Bu depremler, Varto segmenti ile Erzincan segmenti arasında gösterilen sismik boşlukta oluşabilecek muhtemel bir depremin belirtisi şeklinde gelişmiş olabilir.Diğer taraftan, Doğu Anadolu fayının Ermenistan’ a doğru olan uzantısında da yıkıcı ve yüzey kırığı oluşturmuş birkaç deprem meydana gelmiştir.İleride bahsedileceği gibi, bu bölümde bu depremler sırasında kırılmayan sismik boşluk olarak kabul edilebilecek iki yer düşünülmektedir.

 Üçüncü alt bölgenin değişik kısımlarında zaman zaman depremler olmasına rağmen kırılmayan önemli iki sismik boşluk yer almaktadır.Bunlar, Ana Güncel fayın kuzeybatıya doğru uzantısı olan Yüksekova segmenti ile bu segmentin kuzeybatısında yer alan Van segmentidir.Bununla birlikte, Doğu Anadolu Sıkışma bölgesinde önemli sayılabilecek herhangi bir paleosismolojik çalışma bulunmamaktadır.Bu açıdan , Doğu Anadolu fayının Ermenistan’ a olan uzantısı ile Yüksekova segmentini de içine alan Ana Güncel fay ve Çaldıran gibi fayların İran içerisine olan uzantılarının bilinmesi, deprem tehlikesinin belirlenmesi ve zararlarının azaltılması açısından oldukça önemlidir.

 Doğu Anadolu Sıkışma bölgesindeki bazı depremlerin odak mekanizma çözümlerinden elde edilmiş ana sıkışma yönü Arap plakasının kuzeye doğru olan hareketi ile iyi bir uyumluluk gösterir.

 1900-1995 yılları arasında oluşmuş depremlerin yer-zaman içerisindeki dağılımları, Doğu Anadolu Sıkışma bölgesinde kırılmadan kalan ve gelecekte yüksek deprem potansiyeli taşıyan olası 4 sismik boşluk belirlenmiştir.Bu sismik boşluklar, kuzeyden güneye doğru aşağıdaki şekilde sıralanmıştır:

 

1-      Ardağan Sismik Boşluğu

2-      Çayırlı – Aşkale fayı

3-      Van Sismik Boşluğu

4-      Yüksekova Sismik Boşluğu

 

Doğu Anadolu sıkışma bölgesinde, 1989-1995 yılları arasında oluşmuş depremlerin dışmerkez dağılımları, sismik boşluklar olarak düşünülen segmentlerin uç kısımlarında ve civarlarında yoğunlaşmaktadır.Depremlerin dışmerkez dağılımları, ikinci tip sismik boşluk olarak adlandırılan zamansal boşluk modeline (Doughnut pattern) uyum sağlamaktadır.Özellikle, Kuzeydoğu Anadolu fayının Aşkale segmenti, Van segmenti ve Yüksekova  segmenti civarında bu model belirgin bir şekilde gözlenilmektedir.Ardağan sismik boşluğunda 400 ve 1868 yıllarında VIII şiddetinde iki büyük deprem meydana gelmiştir (Sosyal vd. 1981).Tarihsel deprem kayıtları, Van sismik boşluğunun oldukça fazla depreme maruz kaldığını göstermektedir.Bu boşluk boyunca, 1110, 1245, 1276, 1282, 1439, 1441, 1647, 1648, 1685, 1692, 1701, 1704, 1715, 1871 ve 1872 yıllarında şiddetleri VI ile X arasında değişen birçok deprem olmuştur (Ergin vd. 1967).Çayırlı – Aşkale Yüksekova sismik boşluklarındaki son büyük depremler hakkında gerekli tarihsel kayıtlar bulunamamıştır.

 

IV. 3. İnceleme Alanının Jeolojisi

                 Hatay İli İnceleme Alanının Jeolojisi

 İncelenen güzergahlar genelde Kuvaterner yaşlı alüvyon olarak adlandırılan birimlerden oluşmaktadır.Bu güzergahta incelenen Altınözü İlçe Tarım Müdürlüğü Bahçesinde ve Hassa İlçesi Aktepe Sağlık Ocağında farklı yaşlarda farklı farklı birimlere rastlanılmıştır (Ek-1).Kuvaterner yaşlı alüvyonlar silt, kil, kum, çakıl ve bloklardan oluşmuşlardır.İnce taneli malzemeler genelde sellenme sonucu oluşmuşlardır.İri taneli malzemeler çevre yan kayacı olan kuvarsit, serpantin, kireçtaşı gibi kayaçlardan aşınıp, nehirler boyunca taşınması veya yamaç boyunca akması sonucu oluşmuşlardır.Altınözü’ nde görülen birim Miyosen yaşlı Marn, Kumtaşı gibi sığ deniz çökellerinden oluşmuşlardır.Aktepe sağlık ocağında rastlanan birim Miosen sonrası ile Kuvaterner arası volkanizmayla oluşmuş bazaltlardan ibarettir.

 K.Maraş, Gaziantep ve Osmaniye İnceleme Alanının Jeolojisi

             Arazide yapılan jeolojik incelemeler sonucunda inceleme alanı Plio – Kuvaterner yaşlı killi, siltli, kumlu ve çok az oranda çakıllardan oluşan genç alüvyonal birimlerden oluşmaktadır.

           Birim genel olarak killi, kum, kumlu kil, siltli kil ve az oranda çakıldan ibarettir.Killi kum ve siltli kum gevşek zemin niteliğinde olup, çakıldan oluşan zemin orta sıkı niteliğindedir.

             İnceleme alanında sondaj lokasyon alanlarında yaklaşık 0-10º arasında bir topografik eğim gözlenmektedir.İnceleme alanında yüzeyde çıkan kaynak ve yakınlarında dere yatağı bulunmamaktadır.

             Bölgelerin jeolojik özellikleri sondaj logları, labaratuvar verileri eklerde sunulmaktadır.

 IV.4. İstasyonların Yerel Zemin Koşulları

             Samandağ Meteroloji Müdürlüğü

             İnceleme alanının tamamı Kuvaterner yaşlı alüvyonlardan oluşmuş olup, Pliyosen yaşlı Samandağ formasyonu üzerinde bulunmaktadır.İnceleme alanı içerisinde açılan sondaj kuyusunda en üstte ince bitkisel toprağın altında 2 metreye kadar yüksek pastisiteli, orta katı kıvamında, ıslak özelliklerde şişkin kil bulunmaktadır.2-5 metreler arası orta plastisiteli, katı kıvamında nemli çoğu ıslak özellikte kil-silt karışımından oluşmaktadır.5-15 metreler arası non plastik özelliğinde, gevşek-orta sıklıkta siltli kum yer alıp, daa altında ise tekrar orta plastisiteli, orta kıvamında silt-kil karışımına girilmektedir.Kuyu sonu 30 metredir.

             Altınözü İlçe Tarım Müdürlüğü

             İnceleme alanı ve civarında Miyosen yaşlı Tepehan formasyonu yüzeylenmektedir.İnceleme alanında açılan kuyuda en üstte yaklaşık 40 cm kalınlığında dolgu+bitkisel topraktan kurulu örtü bulunmaktadır.Daha altta ise yüksek plastisiteli çok katı-sert kıvamında, siltli kil ve kil mevcuttur.Açılan sondaj kuyusunda birim genelde değişmemektedir ve N-200 yüzdeleri 76.53-98.93 arasında değişmektedir.Kuyu 30 metrede sonlandırılmıştır.

             Hassa İlçesi Merkez Sağlık Ocağı

             İnceleme alanının tamamı alüvyon birimden oluşmaktadır.Yamaç molozu şeklinde yer alan bu birim 10.5 metreye kadar kahverengimsi siyah renkli, iri taneli, kesimleri köşeli,yarı yuvarlak ince taneli malzemesi non plastik, çok sıkı özellikte az çakıllı siltli kum kesilmiştir.12-13.5 metreler arasında çakıl oranı artmakta olup siyah renkli çok sert özellikte siltli çakıla girilmektedir.Bu birimin altında kuyu sonuna kadar siyah renkli yoğunca köşeli – yarı köşeli, iri taneli serpantin, kuvarsir kökenli çoğun blok, daha az çakıl, kum ve siltten kurulu karmaşık bulunmaktadır.N-200 yüzdeleri 6.72-34.95, N-4 yüzdeleri 0-44.16 arasında değişmektedir Kuyu sonu 30 metredir.

             Hassa İlçesi Aktepe Sağlık Ocağı

             İnceleme alanı volkanik kökenli bazaltlardan oluşmaktadır.Açılan sondaj kuyusunda 0-3 nebati toprak ile bozunmuş kahverengimsi siyah renkli bazalt kökenli iri çakıllar mevcuttur.3-8 metrede ise ana kaya bazalt kesilmiştir.Dayanımları çok zayıf kayaç özellikte oluptek eksenli basınç değeri 205.5 kg / cm²’ dir.kuyu 8 metrede sonlandırılmıştır.

             Güzelce Sağlıkevi Bahçesi

           İnceleme alanının tamamı alüvyon birimden oluşmaktadır.Genelde ince malzeme (kil, silt, ince kum) ve yer yer çakıl içeren bu birimler (USCS) uluslar arası sınıflandırmaya göre Cl, SC gruplarına dahil olmaktadır.Kum ve çakıllar yuvarlak – yarı yuvarlak özelliktedir.N-200 yüzdeleri 48.45-75.64 arasında değişmektedir.N-4 yüzdeleri 0-12.35 arasındadır.

             İskenderun Meyvecilik Üretme Müdürlüğü Bahçesi

              İnceleme alanının tamamı alüvyon birimden oluşmaktadır.Genelde ince malzeme (kil, islt, ince kum) ve yer yer çakıl içeren bu birimler (USCS) uluslar arası sınıflandırmaya göre Cl, SC, SM, MI, CH, MH gruplarına dahil olmaktadır.Kum ve çakıllar yarı köşeli özelliktedir.N-200 yüzdeleri 18.92-94.93 ve N-4 yüzdeleri 0-16.44 arasında değişmektedir.

             Serinyol Orman Fidanlık Müdürlüğü

             İnceleme alanı tamamen kuvaterner yaşlı alüvyonlar üzerinde yer almaktadır.İnceleme alanında yapılan sondaj kuyusunda 50 cm kalınlığındaki bitkisel toprağın altında 6 metreye kadar kahverengi renkli orta plasrisiteli çok katı – sert kıvamlı, nemli az oranda çakıl ve kum içerikli silt – kil mevcuttur.6 – 7 metreler arasında zemin siltli kil özelliğindedir.6 – 15.5 metreler arası koyu kahverengi renklerde çok katı- - sert kıvamında nemli az oranda çakıl ve kum içeren orta plastisiteli silt – kil yer almaktadır.Bu birimin altında 30 metreye kadar açık kahve renkli çok katı kıvamında düşük plastisiteli – non plastik özellikte inorganik silt mevcuttur.N-200 yüzdesi 52.54 – 85.16 arasında değişmektedir.

             Kırıkhan 75.Yıl Anaokulu Bahçesi

             İnceleme alanı tamamen Kuvaterner yaşlı alüvyonlardan oluşmakta ve yamaç molozu şeklinde yer almaktadır.Malzeme çoğun blok – moloz az çakıl ve siltten kuruludur.Çakıllar magmatik kökenli olup, yoğunca köşeli, iri taneler düzensiz, kötü derecelenmiştir.Çok sıkı özelliktedir.

             Hatay Köy Hizmetleri Sosyal Tesisleri Bahçesi

             İnceleme alanının tamamı alüvyon birimden oluşmaktadır(Genelde silt ve kum).Yer yer çakıl içeren bu birimler (USCS) uluslar arası sınıflandırmaya göre SM, MI, MH gruplarına dahil olmaktadır.Kum ve çakıllar yarı köşeli özelliktedir.N-200 yüzdeleri 60.93-72.09 arasında değişmektedir.

             K.Maraş Merkez – Meteroloji Müdürlüğü Bahçesi

             Etüd alanında yapılan SK-1 sondajında 1 m kalınlığa sahip olan bitkisel topraktan sonra; killi kum, çakıl ve kil ardalanmalı zemine girilmiştir.Killi kum zeminde yapılan standart penetrasyon deneylerinde SPT Nort = 32 değeri bılunmuştur.Az çakıllı, killi kumlu zemin, birleştirilmiş zemin sınıflandırması sistemine (USCS) göre genellikle SC – SM gruplarına dahil olmaktadır.Wn (%) = 22.02-51.14, F (%) = 44.1-80.3, G (%) = 0.0-25.2, γn=18.68 kN/m³.Sondaj derinliği 30.5 m’ dir.

             K.Maraş Merkez – DSİ XX.Bölge Müdürlüğü Bahçesi

              Etüd alanında sondaj sırasında meydana gelen çökmeler nedeni ile 3 kez sondaj çalışması yapılmış olup, Killi – siltli kum ve az çakıllı zemin üzerinde yapılan arazi ve labaratuvar deneyleri sonucunda, SPT Nort = 32, Wn (%) = 14.3-45.3, F (%) = 15.9-89.5, G (%) = 0-35.8, γn  = 18.96 kN/m³ ve az çakıllı killi kum zemin, birleştirilmiş zemin sınıflandırması sistemine (USCS) göre genellikle SC – SM gruplarına dahil olmaktadır.Sondaj derinliği 31.5 m.’ dir.

             K.Maraş / Pazarcık - Narlı - Çukobirlik İşletme Bahçesi

             Etüd alanında yapılan sondaj çalışması, iri bloklu zemin yüzünden 20 m.‘ de son bulmuştur.SPT Nort = 36 bulunmuştur.

             K.Maraş Pazarcık – 1 Nolu Sağlık Ocağı Bahçesi

             Etüd alanında yapılan sondajda 0.00-0.05 m. arası bitkisel toprak,   0.05 m.’den itibaren; Killi kum, çakıl vekumlu kil ardalanmalı zemine girilmiştir.Killi kum zemin üzerinde  yapılan arazi ve laboratuar deney sonuçlarına göre; SPT Nort = 34, Wn (%) = 13.9-32.8, F (%) = 4.3-68.7, G (%) = 0.0-29.6, γn = 18.68 kN/m³.Az çakıllı killi kum zemin, birleştirilmiş zemin sınıflandırması sistemine (USCS) göre genellikle SC – SM gruplarına dahil olmaktadır.Sondaj derinliği 31 m.’dir.

             K.Maraş Türkoğlu – Fiz. Ted. ve Rehabilitasyon Merkezi Bahçesi

             Etüd alanında yapılan sondaj çalışmasında 0.00–0.15 m. arası bitkisel toprak, 1.50–8.00 m. kil, 8.00–12.00 m. yamaç molozu, 12 m.’ den sonra çakıllı kumlu killere girilmiştir.Kumlu kil zemin üzerinde yapılan arazi ve laboratuar deney sonuçlarına göre; SPT Nort = 32, Wn (%) =13.9-32.8, F (%) = 38.8-46.4, G (%) = 3.8-93, γn =18.29 kN/m³. Az çakıllı killi kum zemin, birleştirilmiş zemin sınıflandırması sistemine (USCS) göre genellikle CL – SC gruplarına dahil olmaktadır.Sondaj derinliği 30.5 m.’dir.

             Gaziantep Nurdağı – Merkez Sağlık Ocağı Bahçesi

             Etüd alanında yapılan sondaj çalışmasında, 0.00-2.00 m. arası genel olarak bitkisel toprak, 2.00-13.50 m. arası killi kum, 13.50 m.’den sonra sondaj bitimine kadar  yamaç molozuna girilmiştir.Killi kum ve yamaç molozu üzerinde yapılan arazi deney sonuçlarına göre SPT Nort =30 değeri bulunmuştur.Sondaj derinliği 31 m.’dir.

              Gaziantep İslahiye – Meteroloji Müdürlüğü Bahçesi

             Etüd alanında yapılan sondaj çalışmasında, 0.00-1.00 m. arası genel olarak bitkisel toprak, 1.00-12.00 m. arası killi kum, 12.00 m.’den sonra sondaj bitimine kadar  yamaç molozuna girilmiştir. Kumlu kil zemin üzerinde yapılan arazi ve laboratuar deney sonuçlarına göre; SPT Nort = 35, Wn (%) =11.8-29.6, F (%) = 4.4-36.4, G (%) = 18.6-23.9, γn =18.93 kN/m³. Az çakıllı killi kum zemin, birleştirilmiş zemin sınıflandırması sistemine (USCS) göre genellikle CL – SC gruplarına dahil olmaktadır.Sondaj derinliği 30.5 m.’dir.

     Osmaniye Bahçe – Çok Programlı Lise Bahçesi

             Etüd alanında yapılan sondaj çalışmasında zemin, genel olarak killi kum, yer yer siltli kum birimlerinden oluşan gevşek zemin niteliğindedir.Kumlu kil zemin üzerinde yapılan arazi ve laboratuar deney sonuçlarına göre; SPT Nort = 35, Wn (%) =13.9-32.8, F (%) = 38.8-46.4, G (%) = 3.8-93, γn =18.29 kN/m³. Az çakıllı killi kum zemin, birleştirilmiş zemin sınıflandırması sistemine (USCS) göre genellikle SM – SC gruplarına dahil olmaktadır.Sondaj derinliği 30 m.’dir.

             Osmaniye Merkez – DSİ Başmühendisliği Bahçesi

             Etüd alanında yapılan sondaj çalışmasında, 0.00-1.00 m. arası genel olarak bitkisel toprak, 1.00-31.00 m. arası killi kumlu çakıllardan oluşmaktadır.Killi kumlu çakıllı zemin üzerinde yapılan arazi deney sonuçlarına göre; SPT Nort = 35 değeri bulunmuştur.Sondaj derinliği 31 m.’dir.

 

İnceleme Alanı Jeoloji Haritası

 

V. DAFZ’NDA DEPREM ÜRETEN DİRİ FAYLAR

         Doğu Anadolu Fay Zonu

Karlıova-Antakya arasında değişik özellikte olan birbirlerini tamamlayan birçok sol yönlü doğrultu atımlı faydan oluşan zon, Doğu Anadolu Fay Zonu olarak adlandırılmıştır (Arpat ve Şaroğlu 1972). Fay zonu, 21 Mayıs 1971 tarhinde Bingöl yöresini etkileyen ve birçok can ve mal kaybına neden olan depremle dikkati çekmiştir. DAFZ’nun farklı kesimlerinde birçok jeolojik (Altınlı 1963, Ketin 1966, 1968, Allen 1969, Arpat 1977, Arpat ve Şaroğlu 1972, 1975, Yalçın 1979, Hempton ve Dewey 1983, Hempton vd. 1983, Kasapoğlu ve Toksöz 1984) ve sismolojik (Ergin 1966, Ambraseys 1970, 1971, McKenzie 1972, Tezuçan 1976, Ercan 1979, Alptekin 1978, Jackson ve McKenzie 1984) amaçlı çalışmalar yapılmıştır.

             DAFZ’nun Maraştan sonraki devamı tartışmalıdır. Arpat ve Şaroğlu (1972, 1975), fayın Karlova’dan başlayıp Bingöl, Palu, Hazar Gölü, Sincik, Çelikhan ve Gölbaşı’ndan geçerek yön değiştirdiğini, Hatay grabenini oluşturan faylarla devam ettiğini ve Ölüdeniz fayına birleştiğini belirtmektedir. Buna karşılık diğer bazı arştırmacılar (McKenzie 1972, 1975, Alptekin 1978, Şengör 1980), Hatay grabenini oluşturan fayları Ölüdeniz fayı ile birleştirirken, bu sistemi DAFZ’nundan ayırmışlardır. McKenzie (1975), DAFZ’nun Ölüdeniz fayından farklı oduğunu, DAFZ’nun Adana-Misis dağlarına ulaşarak bindirme bileşenli karakter kazandığını, burada bindirme bileşeninin olmasının Ölüdeniz fayının hareketinden daha hızlı hareket etmesiyle mümkün olabiceğini savunmaktadır.

             Seymen ve Aydın (1972), DAFZ’nundaki toplam atımın 15 km olduğunu ve DAFZ’nun KAFZ’nun ikincil faylanması sonucu oluştuğunu belirtmektedir. Arpat ve Şaroğlu (1972), Göynük vadisinde fay atımının 22-27 km arasında olduğunu, K-G yönlü bir sıkışma sonucu gelişebileceğini ve yaşının Miyosen’den genç olması gerektiğini ileri sürmüştür. Yalçın (1979), DAFZ’nun Türkoğlu-Karağaç kesiminde, fayın Kuvaterner’den beri olan toplam atımının 2 km olduğunu ve fayın Ölüdeniz fayına bağlandığını, Hatay grabeni içinde DAF ile ilşkili olmayan birbirini dar açıyla kesen iki ayrı fay sisteminin yer aldığını vurgulamaktadır.

            Şaroğlu vd. (1987), Karlıova-Antakya arasında uzanan DAFZ’nu, Karlıova-Bingöl, Palu-Sincik, Çelikhan-Erkenek, Gölbaşı-Türkoğlu ve Türkoğlu-Antakya arası olmak üzere beş alt bölümde incelemiştir.

             Gölbaşı - Türkoğlu Arası

             DAFZ'nun Gölbaşı doğusunda, Perveri (Harmanlı) ile Türkoğlu arasında yer alan yaklaşık 90 km uzunlukta, K55D genel gidişli birçok paralel kırıklardan oluşan bölüm, Gölbaşı-Türkoğlu arası bölüm adı altında incelenmiştir (Şaroğlu vd. 1987). DAF, Erkenek GB'sında belirginliğini yitirir ve Gölbaşı doğusunda, Perveri yakınlarında tekrar belirgin hale gelir. Daha sonra GB'ya doğru Gölbaşı içinden geçer ve Türkoğlu'na kadar devam eder. Fay, Perveri-Sakarya arasında doğrusal; Sakarya-Elmalar arasında kuzeye doğru hafif iç bükey ve Türkoğlu'na uzanan kesimde ise güneye iç bükeydir. Bu bölümün batısında, ana fayın 7-10 km güneyinde, Narlı-Pazarcık-Haydarlı arasında DAF'a paralel ve birbirini tamalayan ikinci bir fay sistemi yer alır (Şaroğlu vd. 1987).

Fay, Perveri yakınlarında Eosen yaşlı birimleri; Perveri-Gölbaşı arasında Pliyo-Kuvaterner yaşlı çökelleri keser. Gölbaşı-Sakarya arasında yer alan 26 km uzunluktaki parça Gölbaşı havzasını güneyden sınırlar ve Kretase yaşlı birimler ile Pliyo-Kuvaterner ve güncel alüvyonları keser (Şaroğlu vd. 1987). Karaağaç-Türkoğlu arasında fay, Miyosen yaşlı birimler ile Kretase yaşlı birimleri ayırır. Karaağaç batısında, Miyosen yaşlı Karacadağ bazaltları ile Pliyosen yaşlı çökelleri keser. Buradan Türkoğlu yakınlarındaki Aksu çayına kadar olan kesimde, fay Kretase yaşlı birimler içinde uzanır ve yer yer travertenler izlenir. Ayrıca bu kesimde fay bazen Kuvaterner yaşlı genç alüvyonları denetler (Yalçın 1979).

         DAF, Gölbaşı-Türkoğlu arasında morfolojik olarak çok belirgindir. Arpat ve Şaroğlu (1975), Gölbaşı yakınlarında fayın eğim atım bileşeninin olduğunu belirtmektedir. Erdoğan (1975), DAF'ın Gölbaşı civarında toplam atımının 20 km olduğunu savunmaktadır. Şaroğlu vd. (1987), Gölbaşı havzasının güneyden DAF tarafından denetlendiğini, havzada yer alan akarsuların kesildiğini veya paralel akarsular haline dönüştüğünü ve havzanın kabaca K-G yönünde akan drenajın DAF tarafından sedlenmesiyle kapalı bir havza halini aldığını ileri sürmektedir. Araştırmacılar, Karaağaç doğusundaki Kısık derenin 4 km ve batısındaki Köse derenin ise DAF tarafından 3.5-4 km sol yönde ötelenmiş olduklarını ifade etmektedir. Yalçın (1979), Avanuşağı-Türkoğlu arasında, asılı vadiler, fay denetimli birikinti yelpazeleri, su kaynakları, fay vadicikleri, akarsu ötelenmeleri gibi morfolojik verilerin fayın diriliğini gösteren en önemli belgeler olduğunu bidirmektedir. Araştırmacı, Gökgeçit dere ve Gökdere vadilerinin tipik fay vadileri olduğunu ve fayın düşey bileşene sahip olduğunu rapor etmektedir. Ana fayın güneyinde, Narlı civarında yer alan fay, Aksu çayının alüvyonlarını sınırlandırmakta ve Köse çayının birikinti konisini kesmektedir (Şaroğlu vd. 1987). 

Türkoğlu - Antakya Arası

             DAFZ’nun Türkoğlu-Antakya arasında, yaklaşık 180 km uzunlukta ve 6-30 km genişlikte bir alan içerisinde uzananbölüm, Türkoğlu-Antakya arası bölüm olarak adlandırılmıştır (Şaroğlu vd. 1987). DAF, Türkoğlu yakınlarında, GB’ya doğru genel doğrultsunu değiştirerek kuzeye yaklaşır. DAF, Antakya çöküntüsü içine girerek ülke sınırlarının dışına çıkar. Şaroğlu vd. (1987), depremselliğe bağlı olarak, Türkoğlu-Antakya arası bölümü, Türkoğlu-Kırıkhan arası, Antakya-Asi nehri arası ve Reyhanlı güneyi olmak üzere üç alt bölüme ayırmıştır.

Türkoğlu - Kırıkhan Arası

             Türkoğlu’nun KKD’sun ile Kırıkhan’ın GB’sı arasında, yaklaşık 120 km uzunlukta, birçok birbirine paralel K34D genel gidişli kırıklardan oluşan bölüm, Türkoğlu-Kırıkhan arası bölüm olarak adlandırılmıştır. DAF, bu bölümde yer yer 3 km genişlikte bir zon içinde yer alır. Bu bölüm ile Gölbaşı-Türkoğlu arası bölüm arasında Aksu çayı vadisi bulunur. Bu iki bölüm arasında yaklaşık 3 km’lik bir sıçrama yer alır. Bu bölümün GB ucunu oluşturan Kırıkhan GB’sında fay morfolojik belirginiğini kaybeder ve Antakya’ya kadar izlenemez. 

Fay, Türkoğlu-Islahiye arasında Amanos Grubu kireçtaşlarını keser ve bu birimler ile Kuvaterner yaşlı alüvyonlar arasındaki dokunak boyunca yer alır. Islahiye’den güneye 13 km’lik uzunluk boyunca fay, Üst Kretase yaşlı birimler içinden geçer. Daha sonraki 17 km’lik uzunluk boyunca belirgin olarak izlenemez. Hassa’dan güneye fay tekrar belirginleşir ve Kuvaterner yaşlı bazaltlar ile birikinti yelpazelerini keser. Güvenç batısında, Triyas-Jura-Kretase yaşlı birimler ile Kuvaterner yaşlı basalt ve alüvyonlar arasında dokunak oluşturur. Kırıkhan civarında Üst Kretase, Eosen birimleri ve Kuvaterner yaşlı çökelleri kesen fay, Kırıkhan’ın 5 km güneyinde tekrar belirginliğini yitirir. Kırıkhan-Antakya arası ise tamamen Kuvaterner yaşlı genç çökellerle örtülmüştür (Şaroğlu vd. 1987).

         Türkoğlu-Kırıkhan bölümü boyunca, Çamurlugeçit-Olucak arasında yer alan ötelenmiş dereler, paralel sırtlar, fay vadileri, drenajlar ve birikinti yelpazeleri fayın sol yönlü doğrultu atımlı olduğunu göstermektedir. Islahiye-Fevzipaşa arasındaki faylarda ise eğim atım bileşeni gelişmiştir. Hassa güneyinde alüvyal yelpazeler fay tarafından denetlenmiş ve sol yönlü olarak ötelenmiştir. DAF, Türkoğlu-Kırıkhan arasında, Amanos Dağları ile Antakya çöküntüsünün kuzey bölümünü morfolojik olarak birbirinden ayırır. Hassa-Kırıkhan arasında, havza tabanında ise çok sayıda küçük boyutlu eşlenik kırıklar yer almaktadır (Şaroğlu vd. 1987).

         Türkoğlu-Kırıkhan arasında, son yüzyılda hasar-yapıcı olmayan çok sayıda küçük depremler olmuştur. Fakat, tarihsel dönem içinde yıkıcı depremler meydana gelmiştir (Ambraseys 1970, Soysal vd. 191).

         Antakya - Asi Nehri Arası

         Antakya-Asi Nehri arasında, çok sayıda kademeli birbirine paralel K-G gdişli kırıklardan oluşan bölüm, Antakya-Asi Nehri arası bölüm adı altında incelenmiştir (Şaroğlu vd. 1987). Fay, Amik gölü güneyinde, G-K yönde akan Asi nehrinin Antakya yakınlarında önce batıya daha sonra da güney dönmesine neden olur. Bu kesimde, boyları 4-15 km arasında değişen K-G gidişli birçok kademeli kırık yer alır. Bu kırıkların önemli sayılabilecek eğim atım bileşenleri vardır. Şaroğlu vd.(1987), bu bölümdeki kırıkların altı ana fay parçasından meydana geldiğini ve depremsellik açısından da en önemli ve uzun olanının en doğuda olduğunu belirtmektedir. Toplam uzunluğu 20 km olan bu fay, Kıyıören yakınlarından başlar, Karsu’nun yaklaşık 5 km güneyinde 500 m aralıkla sıçrama yaparak, Sarıbük köyüne kadar devam eder. Fay, Sarıbük güneyinde ülke sınırlarından çıkar. Fay, Miyosen yaşlı birimleri keser. Şaroğlu vd. (1987), fayın eğim atım bileşeni egemen sol yönlü doğrultu atımlı olduğunu belirtmektedir. Fay, kuzey bölümde batı bloğu yükselerek basamaklı bir topoğrafik görüntü sağlamıştır.

        .Reyhanlı Fayı

         Antakya havzasının GD'sunda, Reyhanlı güneyinde, çoğunluğu ülke sınırları dışında uzanan BKB-DGD genel gidişli faylar, Reyhanlı fayı olarak adlandırılmıştır (Şaroğlu vd. 1987). Türkiye içindeki uzunluğu 8 km olup, toplam uzunluğu 17 km uzunlukta ve K68B genel gidişlidir. Fay, sağ yönlü olup, morfolojik olarak da çok belirgindir. Yenişehir köyünün 2.5 km batısında, fay dağlık alan ile ova arasındaki sınır boyunca yer alır. Sınır dışında bir fay vadisi boyunca uzanır. Şaroğlu vd. (1987), fay boyunca 9 km sağ yönlü doğrultu atım ölçmüşlerdir. Yenişehir güneyinde, fay boyunca birçok küçük göl yer almıştır. Fay, Reyhanlı güneyinde, Alt Miyosen yaşlı birimleri keser. Yenişehir yakınlarında, Alt Miyosen yaşlı birimler ile Kuvaterner yaşlı alüvyonların arasında dokunak oluşturur. Şaroğlu vd. (1987), Reyhanlı fayının, iki farklı fay sistemi olan DAF ile Ölüdeniz fayını birleştiren önemli bir fay olduğunu belirtmektedir.

 

İnceleme Alanı Diri Fay Haritası

  

VI. DEPREM ve AFET DURUMU

         K.Maraş – G.Antep – Osmaniye İllerinin Deprem ve Afet Durumu

Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de depremin meydana geldiği kuşaklarda bulunan yerleşim merkezlerinde, depreme neden olan kırıkların (fayların) yaşam üzerindeki etkileri çok belirgindir. Kırık hatları boyunca oluşan çöküntü alanları tarihsel devirler boyunca verimli ovalara dönüşerek nüfusun yoğunlaşmasına neden olmuştur.

Ovaların verimli olması, yerüstü ve yeraltı su olanaklarının fazla bulunması nedeni ile buradaki yaşamı cazip hale getirmiştir. Deprem kuşaklarındaki bu canlılık nüfusun artmasına paralel olarak hızlı bir kentleşmeye, endüstrileşmeye, ulaşım ağının genişlemesiyle yatırım

Bu durumun en iyi örneklerinden birisi olan Doğu Akdeniz Bölgesi depremsellik bakımdan oldukça karışık bir bölgedir. Tarihsel deprem katalogları incelendiğinde, dünyada meydana gelmiş depremlerin yıkıcı ve en fazla can alıcı olanlarının önemli bir kısmının bölgemizde meydana geldiği görülür. Meydana gelen bu depremler sonucunda büyük can kayıpları olmuş, bir çok şehir yıkılmış ve nehirler yatak değiştirmiştir.

Bölgedeki sismik aktivitenin yüksek olusu, bu bölgedeki tektonik hareketlerin günümüzde de devam ettiğini göstermektedir.

Bölgemizde meydana gelen depremlerin oluş zamanlan ve yapmış oldukları tahribatlar, yıkımlar ve can kayıpları tarihi deprem kataloglarının verdiği bilgiler ışığında aşağıdaki şekilde saptanmıştır.500, 526 yıllarında olan depremlerde Antakya ve Samandağ'ın aynı anda yıkmış 100.000 ölü, 528 yılında 4.870 ölü, 995 depremiyle nehirler yatak değiştirmiştir. 859, 1759, 1822, 1854 yıllarında oluşan depremlerde büyük can kayıpları ve yıkım oluşmuş (60.000). 1872, 1896 depremleri ile Samandağ 'nın 2/3'ü yıkılmıştır. M.Ö. 69 yılında meydana gelen depremde Antakya, Halep ve bazı Arap şehirleri aynı anda yıkılmış, yazılı tarihe göre 170.000 ölü olmuştur. M.S. 115, 148, 334 depremlerinde 40.000 ölü, M.S. 457, 525, 713, 748, 758, 775, 1092, 1098. 1158 tarihlerinde meydana gelen depremler sonucunda Hatay'da büyük yıkımlar olmuştur. 1114 depremi Adana, K.Maraş ve Mersin'de önemli tahribatlar yapmış (ölü sayısı belli değil), 524 tarihinde Kadirli, Ceyhan ve Misis 'i yıkan depremde ölü sayısı belli değil, 561 depremi bölgemizde meydana gelmiş olup dönemin İstanbul olarak bilinen Anazorbos 'ta çok büyük yıkımlara neden olmuş, bu kentin tarihten silinmesine neden olmuştur (ölü sayısı belli değildir). 1855 yılındaki depremde Tarsus'ta büyük yıkımlar olmuştur (ölü sayısı belli değil). 1872 Hatay depreminde 3000 binadan ancak 150 bina ayakta kalmış 1800 ölü, Adana ve Mersin'de önemli yıkımlara neden olan s4ae 1896 depremi olup bu depremde ölenlerin sayısı tarihe not düşürülmemiştir. 1908 Osmaniye depremi önemli derecede yıkımlara neden olmuştur. 1915 Misis, 1919 Adana. 1925 Adana depremleri ile bu kentte önemli hasarlar olmuştur. 1926 Kepez, 1929 Adana, 1930 Adana - Misis, 1930 Samandagı depremleri bu kentlerimizde önemli hasarlar yapmıştır. 1932 Misis, 1933 Misis, 1936 Payas depremleri ile bu kentler önemli derecede etkilenmiştir. 1940 Antakya, 1941 İmamoğlu, 1942 Payas - Dörtyol depremleri bu kentleri etkilemiştir. 1944 Antakya, 1945'te Ceyhan - Misis'de meydana gelen depremde 2.500 binanın yıkılmasına ve 13 kişinin ölmesine neden olan bu Deprem Kozan ve Adana’ da ağır hasarlar yapmıştır.947 depremi Ceyhan, Misis ve Adana’ da hasarlara yol açmıştır.1951  yılında İskenderun’ da meydana gelen depremde 6 ölü, 10 yaralı ve 13 konutu yıkmıştır.1952 yılında Misis – Adana’ da meydana gelen depremde 10 kişi ölmüş, 179 bina yıkılmış. 438 bina ağır hasar görmüştür. 1961 yılında meydana gelen deprem Adana, İskenderun ve Osmaniye'de şiddetli hissedilmiştir. 1962, 1964 yıllarındaki depremler Adana'da olmuştur. 1965 Hatay, 1967 Kozan, Bahçe ve Andırın'da şiddetli hissedilen deprem meydana gelmiştir. 1969 Adana ve Karaisalı'da çok hissedilmiş depremden sonra 1993. 1994 yılında oluşan depremlerde Adana, Ceyhan ve İskenderun şiddetli hissederek etkilenmiştir. En son 27 Haziran 1998 yılında meydana gelen depremde 146 kişi ölmüş, 11.000'e yakın evde, işyerinde ağır. orta hasarlar meydana gelmiş, ve 1.300 konut ve işyeri yıkılmıştır.

Bölgemizde meydana gelen depremlerden en çok Antakya sonra da Adana-Ceyhan etkilendiği görülmektedir.

Bölgemiz sınırları içerisinde olan ve Türkiye'nin, gerek bilimsel açıdan ve gerekse yerleşim yerlerine yapmış olduğu etkiler göz önünde tutulursa en büyük fay zonlarından birisi olan Doğu Anadolu Fay Zonunun tarih boyunca meydana getirdiği depremler ve bölgemize olan etkisi aşağıdaki şekilde açıkça görülmektedir.

Doğu Anadolu fayı, kuzeydoğuda Karlıova birleşim noktasından başlar ve güneybatıda Türkoğlu kavşağına kadar devam eder. Türkoğlu kavşağında üç veya dört kola ayrılır. Kuzeydeki kollar Helenik-Kıbrıs yayı ile birleşirken güneyde kalan kolu ise Ölü Deniz Fayına doğru uzanır. Doğu Anadolu fayı, sismik olarak suskun olduğu zamanlarda, birleşik fayı olan Kuzey Anadolu fayı tarafından kuzeydoğu ucunun ötelenmesiyle, Karlıova birleşim noktasının güneybatısında birkaç küçük kol gelişmiştir. Güneydoğuda yer olan kol, kuzeybatıda olana göre daha gençtir (Tirifonov 1995). Diğer taraftan Doğu Anadolu fayı, Karlıova birleşim noktasının kuzeydoğusundan Ermenistan'a doğru uzanır. Doğu Anadolu fayının Karlıova'dan güneybatı doğru olan ana kısmın uzunluğu 400 km olup, bu ana kısımdaki kayma hızı yıllık 5 mm civarındadır.

1900-1995 yılları arasında Doğu Anadolu fayı üzerinde yıkıcı ve yüzey kırığı oluşturmuş toplam 10 deprem (Ms ≥ 5.5) meydana gelmiştir. Bu depremlerin dışmerkez dağılımları, segmentlerin sınırlarında yoğunlaşma eğilimleri göstermiştir. Bu dağılımlar, fayın Karlıova-Türkoğlu arasında, üç ana segment ile Türkoğlu kavşağından güneybatıya doğru olan kollara ayrıldığı bölgelerde ise dört segmentin yer aldığını göstermektedir.

Doğu Anadolu fayında, 1900-Günümüz (1995) arasında oluşmuş 10 depremin (Ms  5.5) yer-zaman diyagramı ayrıntılı olarak incelenmiştir. DAF, sol yönlü doğrultu atımlı fay olması nedeniyle paleosismolojik olarak Kuzey Anadolu fayına büyük bir benzerlik göstermektedir. 1900-1993 yılları arasında oluşmuş depremlerin (Ms D 4.0) yoğunlaşma yerleri, bu fayın segmentleri hakkında kabaca bir fikir vermektedir. Doğu Anadolu fayı, muhtemelen 5 veya 6 segmentden oluşmaktadır. Doğu Anadolu fayı kuzeydoğu ucunda dönemsel olarak Kuzey Anadolu fayı tarafından kesilmesi sonucu, ana fay doğrultusuna paralel birkaç küçük faylanmalar gelişmiştir. Bu faylanmalar, Karlıova birleşim noktasının güneybatısında açık bir şekilde görülmektedir. Fayın güneydoğuda yer alan kolu, kuzey batısına göre daha genç olanı teşkil etmektedir (Tirifonov, 1995).

             Doğu Anadolu fayında  1900 – 1995 aralığında yıkıcı ve hasar yapıcı depremlerin dışmerkez dağılımları, bu fay segmentlerinin sınırlarında yer alma eğilimi göstermiştir.Tarihsel kayıtlar, Anadolu fayının 1900-1995 yıllan arasındaki dönemde olduğu gibi 1900'den önceki yüzyıl içerisinde de oldukça sakin bir sismik etkinlik göstermiştir. Dolayısıyla, bu fayda, önümüzdeki yüzyıl içerisinde Kuzey Anadolu Fayına benzer bir deprem serisine yol açması oldukça muhtemeldir. Bu fayda en azından 200 yıldır bir enerji birikimi olmaktadır. Bu açıdan sismik olarak oldukça yüksek bir potansiyel tehlike taşımaktadır.

Depremlerin yer-zaman diyagramı, fayın önce orta kısımlarına yakın bir yerden kırıldığını ve kırılmanın daha sonra doğu ve batı uçlarında yer alan segmentlerine doğru kaydığını göstermektedir. Faydaki ana sıkışma yönü KD-GB olarak elde edilmiştir.

Doğu Anadolu fayında son dört yüzyılda ve 1900-1995 yılları arasında oluşmuş yıkıcı deprem dağılımları ve mikro deprem aktivitesi, Doğu Anadolu Fayının Karlıova-Ceyhan arasında kalan kısmında toplam 3 tane sismik boşluk bulunduğuna işaret etmektedir. Bunlar;

1 - Andırın sismik boşluğu (Ceyhan - Türkoğlu),

2-     Türkoğlu sismik boşluğu (Türkoğlu - Çelikhan),

           3-   Hazar gölü segmenti'dir.

Yukarıda da belirtildiği gibi, Doğu Anadolu fayı, yüzyılımızda ve önceki yüzyıl içerisinde olduğu gibi sismik olarak oldukça suskun bir dönem geçirmektedir. Bu faydaki sismik boşlukların dağılımları,- muhtemelen Kuzey Anadolu Fayındaki 1939-1967 deprem serisine benzer bir deprem serisinin önümüzdeki yüzyıl içerisinde oluşabileceğini göstermektedir. Bu fayın kısa bir süre içerisinde tamamen kırılmasına neden olabilecek 1939 Erzincan depremine benzer bir büyük deprem tetikleme rolü üstlenebilir. Bu yüzden Doğu Anadolu fayının bu işaret edilen sismik boşlukları civarında çalışmaların yoğunlaştırılması, deprem tehlikesinin belirlenmesi ve zararlarının en aza indirgenmesi açısından oldukça büyük önem taşımaktadır.

Diğer taraftan, her üç sismik boşlukta özellikle başta Andırın civarında olmak üzere Ergani ve Hazar gölü civarında 1989 dan bu yana her yıl Ms > 4.0 birkaç deprem oluşmuştur. Dünyanın değişik bölgelerinde geçmişte oluşmuş depremler üzerindeki haberci olaylara (precursory) ait çalışmalar, kırılacak segment uzunluğu ile habercilerin süresi arasında doğrudan bir bağlantı olduğu sonucunu ortaya koymuştur. Buna en iyi örnek olarak günümüzde meydana gelen 1 Ekim 1995 Dinar depremi verilebilir. Dinar depreminde 10 km uzunluğunda bir kırık oluşurken, haberci olaylar 30 gün öncesinde ortaya çıkmaya başlamıştır. Buradan hareket ederek Doğu Anadolu fayında sismik boşluklarda oluşması muhtemel haberci olarak nitelendirilebilecek Ms > 4.0 depremlerin 5-7 yıl öncesinde gözlenmeye başlanması, kırılabilecek uzunlukların oldukça uzun (100 km veya daha uzun) olabileceğine işaret etmektedir. Bu açıdan fayın bu bölümlerinin yeterli derecede yoğun bir gözlem altında bulundurulması yerinde olacaktır. Ayrıca bu sismik boşluklar üzerinde geçmiş son yüzyıl içinde (1900-1995) hasar yapıcı ve yüzey kırığı oluşturan büyük depremlerin meydana gelmemesi, bu bölgenin önemini daha da artırmaktadır.

             Andırın sismik boşluğunu içine alan Adana – Ceyhan – Maraş yöreleri 290, 517, 524, 561, 1114, 1514 ve 1855 yıllarında şiddetleri V ile IX arasında değişen birkaç büyük deprem meydana gelmiştir  (Ergin vd. 1967).Diğer yandan Türkoğlu sismik boşluğunda oluştuğu tahmin edilen en son 1874 yılında şiddeti VIII olan büyük bir deprem meydana gelmiştir (Öcal 1968). Hazar gölü sismik boşluğunda 1866 yılında en son VIII şiddetinde büyük bir deprem meydana gelmiştir (Öcal 1968).

 

Sondaj Lokasyonları

Deprem Bölgesi Derecesi

Etkin Yer ivmesi Katsayısı

Kahramanmaraş Merkez

1

Ao = 0.40 g

Kahramanmaraş Narlı

1

Ao = 0.40 g

Kahramanmaraş Pazarcık

1

Ao - 0.40 g

Kahramanmaraş Türkoğlu

1

Ao = 0.40 g

Gaziantep Nurdağı

1

Ao = 0.40 g

Gaziantep islahiye

1

Ao = 0.40 g

Osmaniye Bahçe

1

Ao = 0.40 g

Osmaniye Merkez    :

1

Ao = 0.40 g

 

        Etüt alanı oldukça düzgün bir topografya ya sahip olup, heyelan, kaya düşmesi, ve feyezan gibi afetlere karşı duyarlı değildir. Yağışlı mevsimlerde yeraltı suyu seviyesi oldukça yükselebilecektir. Su baskını riskine karşı D.S.İ. tarafından yapılmış drenaj kanalları mevcuttur.

Hatay İlinin Deprem ve Afet Durumu

         İnceleme alanında ve yakın çevresinde olmuş veya olması muhtemel herhangi bir heyelan, kaya düşmesi ve su baskını gibi doğal afet olayına ve yüzeysel yapı değişikliğine rastlanılmamıştır.

         Çalışma yapılan alan ve civarı Bakanlar Kurulunun 18 Nisan 1996 tarih ve 96 / 8109 sayılı kararıyla yürürlüğe giren Bayındırlık ve İskan Bakanlığı "Türkiye Deprem Bölgeleri" haritasına göre 1. derece tehlikeli deprem bölgesi kuşağında yer almaktadır. Bu nedenle yapılacak tüm inşaatlarda bu bölgeler için hazırlanmış olan deprem inşaat yönetmeliğine mutlaka uyulmalıdır.

         Hissedilen ve beklenen en yüksek şiddet değerlerine göre deterministik esasa dayanan Önceki haritalardan , farklı olarak yeni harita olasılık hesaplarına göre hazırlanmıştır .Yeni harita için şiddet konturları yerine . 475 yıl dönüşüm süresine haiz eş ivme kontur haritası ve % 90 Güvenirlik seviyesi esas olarak alınmıştır. Buna göre 475 yılda bir meydana gelecek depreme göre hesabı yapılan yapı, 50 yıllık ekonomik ömrü içinde % 90 ihtimal ile bu yüklenmeye maruz kalmayacak»diğer bir ifadeyle 50 yıllık bir süre içinde % 10 aşılma ihtimaline sahip olacaktır.

         İvme konturlarına göre yeni bölgeleme Tablo 1.' de verilmiştir.

 Tablo 1 : Deprem bölgelerine göre olası maksimum yer ivmesi değerleri (DADB,1996).

 

DEPREM BÖLGESİ DERECESİ

MAKSİMUM YER İVMESİ(amax}

1.Derece Deprem Bölgeleri

amax ≥0.40g

2.Derece Deprem Bölgeleri

0.30g ≤ amax < 0.40g

3.Derece Deprem Bölgeleri

0.20g ≤ amax<0.30g

4.Derece Deprem Bölgeleri

0.10g ≤ amax<0.20g

5.Derece Deprem Bölgeleri

amax < 0.10g

 

            İnceleme alanında hissedilen büyük depremlerden ilki 30.6.1981 tarihinde merkez üssü 36.17N – 35.89E yer alan depremdir(Mb= 4.7).Bu depremde kaydedilen maksimum yatay yer ivmesi yatay